Köşe Yazarları

Mustafa İlmek'in hakkını teslim etmek

Mustafa İlmek’i anlatırken nereden başlamak gerektiğini epey düşündüm, çünkü yapılan işleri tek tek sıraladığınızda bir belediye başkanını anlatmış oluyorsunuz ama Mustafa İlmek meselesinde benim dikkatimi çeken yapılan işlerden daha çok, yıllardır önünden geçip gittiğimiz bir ilçeye başka türlü bak

Habibullah Efendigil
Habibullah Efendigil

Köşe Yazarı

10 Eylül 2026
156 görüntülenme

Mustafa İlmek’i anlatırken nereden başlamak gerektiğini epey düşündüm, çünkü yapılan işleri tek tek sıraladığınızda bir belediye başkanını anlatmış oluyorsunuz ama Mustafa İlmek meselesinde benim dikkatimi çeken yapılan işlerden daha çok, yıllardır önünden geçip gittiğimiz bir ilçeye başka türlü bakmayı başarmış olması.

İncesu hep oradaydı...

Kayseri’den çıkıp Nevşehir’e, Kapadokya’ya giderken gördüğümüz, tabelasını okuduğumuz, içerisinden geçtiğimiz, hatta çoğu zaman arabamızın camından şöyle bir bakıp yolumuza devam ettiğimiz bir ilçeydi. Tarihi de yeni ortaya çıkmadı, üzümü de dün yetişmeye başlamadı, bağları, kervansarayı, eski evleri, sokakları, doğal güzellikleri de Mustafa İlmek belediye başkanı olduktan sonra oluşmadı.

Hepsi vardı.

Ama bir şey eksikti.

İncesu’nun kendisini anlatacak, elindeki değerleri bir araya getirecek ve bu ilçeyi “geçilen yer” olmaktan çıkarıp “gidilecek yer” haline getirecek bir akla ihtiyacı vardı.

Mustafa İlmek’in farkı bence tam burada başladı.

Adam İncesu’ya belediye sınırları içerisinde yönetilmesi gereken küçük bir ilçe olarak bakmadı. Elindeki haritaya baktı, Kayseri’yi gördü, Nevşehir’i gördü, Kapadokya’yı gördü, tarihi gördü, üzümü gördü, suyu gördü ve bütün bunlardan nasıl bir İncesu çıkarabileceğini düşünmeye başladı.

İşte buna vizyon deniliyor.

Bugün İncesu Marina’dan bahsediyoruz. Su sporlarından bahsediyoruz. Dragon Fest’ten bahsediyoruz. Off-road organizasyonlarından, festivallerden, üzümden, bağlardan, tarihten ve turizmden bahsediyoruz.

Bir düşünün...

Bundan üç beş yıl önce İncesu denildiğinde kaçımızın aklına su sporları geliyordu?

Dragon Fest gibi Türkiye’nin dikkatini İncesu’ya çevirecek bir organizasyonu bu ilçeyle kim yan yana düşünüyordu?

Bugün Dragon Fest sayesinde İncesu’nun görüntüleri Kayseri sınırlarını aşmış, Türkiye’nin farklı noktalarında konuşulur hale gelmişse bunu yalnızca başarılı bir organizasyon olarak okumamak gerekiyor. Bana göre orada yapılan daha önemli bir iş var; Mustafa İlmek insanların zihnindeki İncesu tarifini değiştiriyor.

Ben belediyecilikte bunu önemsiyorum.

Para harcarsınız, bina yaparsınız, yol yaparsınız, kaldırım döşersiniz, park yaparsınız. Bunların hepsi gereklidir, yapılmalıdır da... Fakat görev süreniz bittiğinde yaptığınız bazı binalar eskir, yollar yeniden asfaltlanır, kaldırımlar değişir.

Bir ilçeye kimlik kazandırmışsanız mesele değişir.

Mustafa İlmek’in İncesu’da yakaladığı şey bana göre tam olarak bu.

İncesu artık kendisine ait bir hikâye oluşturmaya başladı.

Marina’yı yalnızca insanların gidip çay içeceği bir alan olarak görmeyip su sporlarıyla buluşturmak, Dragon Fest gibi dikkat çeken organizasyonları buraya taşımak, off-road ile başka bir kitleyi ilçeye getirmek, üzümü ve bağ kültürünü yeniden öne çıkarmak, tarihi dokuyu turizmin parçası haline getirmeye çalışmak ve bütün bunların üzerinde İncesu’nun Kapadokya’ya olan yakınlığını bir avantaja çevirmeye uğraşmak...

Bunların tamamını yan yana koyduğumda ben tesadüf görmüyorum.

Bir akıl görüyorum.

Bir hedef görüyorum.

En önemlisi de ilçesinin ne olabileceğini hayal eden bir belediye başkanı görüyorum.

Mustafa İlmek biraz başka bir adam.

Çünkü herkes elindekine bakar ama herkes elindekinin neye dönüşebileceğini göremez.

İncesu’nun en büyük şansı belki de burada oldu. Yıllardır ilçenin önünde duran değerleri başka bir gözle okuyan, “Biz neden yapmayalım?” diyebilen ve küçük bir ilçenin büyük işler konuşabileceğini gösteren bir belediye başkanına sahip oldu.

Eksikleri yok mudur?

Elbette vardır.

Yapılması gereken daha çok iş yok mudur?

Hem de çok.

Hatta bana sorarsanız Mustafa İlmek’in şimdi yaptığı işten daha zor olanı bundan sonra başlayacak. Çünkü İncesu artık dikkat çekti ve bundan sonra bu ilgiyi kalıcı bir turizm ekonomisine dönüştürmek gerekiyor. Marina daha da büyümeli, su sporları İncesu’nun markalarından biri olmalı, Dragon Fest büyüyerek devam etmeli, üzüm yalnızca festival günlerinde hatırlanmamalı, bağ kültürü gastronomiyle birleşmeli, tarihi İncesu Kapadokya’ya gelen turistin gerçek rotasına dahil edilmeli.

Çünkü İncesu'nun Kapadokya'nın yanı başında durup milyonlarca turistin önünden geçmesini seyretme lüksü artık olmamalı.

Mustafa İlmek'in önündeki asıl büyük hedef de bana göre budur.

İnsanları İncesu’dan geçirmek değil, İncesu’da durdurmak...

Hatta bunun da ötesinde, insanları özellikle İncesu’ya getirmek.

Bugün geriye dönüp baktığımda Mustafa İlmek’in en büyük başarısını bir bina, bir yol ya da herhangi bir belediye yatırımı üzerinden tarif etmiyorum.

Adam ilçesinin algısını değiştirdi.

İncesu’yu konuşturdu.

İncesu’yu merak ettirdi.

İncesu’ya insan getirdi.

Bir zamanlar Kayseri’den şehir dışına çıkarken yol kenarında gördüğümüz İncesu, bugün hafta sonu nereye gidelim diye konuşulduğunda seçeneklerden biri haline gelmişse, burada Mustafa İlmek’in hakkını teslim etmek gerekiyor.

Ben bazen isimlerle yapılan işlerin birbirine bu kadar yakışmasına da şaşırıyorum.

Soyadı İlmek...

Yaptığı işe bakıyorum;

İncesu’nun tarihinden bir ilmek, üzümünden bir ilmek, Marina’dan bir ilmek, Dragon Fest’ten bir ilmek, spordan, turizmden, doğadan birer ilmek daha...

Sonra hepsini birbirine bağlıyor.

Ortaya yıllardır bildiğimiz ama bugün başka türlü konuştuğumuz bir İncesu çıkıyor.

O nedenle “İlmek, İncesu’yu ilmek ilmek işledi” dersek sanırım hiç de abartmış olmayız.

Çünkü dün İncesu bir yol güzergâhıydı.

Bugün bir destinasyon olmanın peşinde.

Ve Mustafa İlmek'in asıl hikâyesi, bana göre daha yeni başlıyor.