
Sâye
İnsan, ömrü boyunca bir sâyenin peşinden yürür. Kimi zaman bir ağacın serinliğine sığınır, kimi zaman bir annenin duasına, kimi zaman da geçmişten bugüne uzanan hatıraların ince gölgesine... Çünkü insanı ayakta tutan yalnızca güneş değildir; bazen onu yaşatan, güneşten korunabildiği o sessiz sâyedir
İnsan, ömrü boyunca bir sâyenin peşinden yürür. Kimi zaman bir ağacın serinliğine sığınır, kimi zaman bir annenin duasına, kimi zaman da geçmişten bugüne uzanan hatıraların ince gölgesine... Çünkü insanı ayakta tutan yalnızca güneş değildir; bazen onu yaşatan, güneşten korunabildiği o sessiz sâyedir.
Gölge denince çoğu insan karanlığı hatırlar. Oysa sâye, karanlığın değil, ışığın varlığıyla oluşur. Işık olmasa gölge de olmaz. Belki de bu yüzden insanın acıları bile yaşadığı güzelliklerin ardından yürüyen sessiz bir izdir. Sevinçlerimiz nasıl bize aitse, gölgelerimiz de bize aittir.
Hayat, biraz da hangi sâyeye sığındığımızın hikâyesidir. Kimin duasının gölgesinde büyüdük? Hangi ağacın altında dinlendik? Hangi kitabın satırlarında kendimizi bulduk? Hangi insanın sessizliği bize huzur verdi? Bunların her biri, ruhumuzun üzerine düşen görünmez bir sâyedir.
İnsan bazen kendi gölgesinden bile korkar. Geçmişi peşinden gelir, pişmanlıkları adımlarına karışır. Oysa kaçtığımız gölge aslında bize kendimizi anlatır. Çünkü gölge, ışığın inkârı değil; onun tamamlayıcısıdır.
Belki de olgunlaşmak, gölgemizle barışmaktır. Kusurlarımızı, eksiklerimizi ve hatalarımızı inkâr etmeden yürüyebilmektir. Zira en uzun gölgeler, güneşin battığı vakitlerde oluşur. İnsan da ömrünün son demlerinde ardında bıraktığı sâyelerle hatırlanır.
Ne mutlu ardında serinlik bırakanlara... Ne mutlu bir yetimin başını okşayan, bir yorgunun yükünü hafifleten, bir gönlü incitmek yerine ona sâye olanlara... Çünkü dünya, gölgesiyle insanı dinlendiren güzel insanların omuzlarında biraz daha yaşanılır bir yer olur.
Belki de hepimiz, bir gün toprağa karışıp bedenimizi geride bıraktığımızda, geriye yalnızca bıraktığımız sâye kalacaktır. İnsan ömrünün gerçek büyüklüğü, boyunun uzunluğunda değil; ardında bıraktığı sâyenin genişliğindedir.





